TURKUAZ

FORUMDAN DAHA İYİ YARARLANMAK İÇİN ÜYE OLUN LÜTFEN!!!

...::: TURKUAZ YÖNETİM :::...
TURKUAZ

Türkiye'nin Paylaşım Merkezi


    DAĞLICA GERÇEKLERİ - 5-

    Paylaş
    avatar
    (psiko m@k)
    Site Kurucusu
    Site Kurucusu

    Erkek
    Kaplan
    Mesaj Sayısı : 1034
    Yaş : 31
    Nerden : KÜTAHYA
    Ruh Hali :
    Kayıt tarihi : 06/07/08
    231109

    ÖNEMLİ DAĞLICA GERÇEKLERİ - 5-

    Mesaj tarafından (psiko m@k)

    TARAF GAZETESİ YAZI DİZİSİ

    “Dağlıca’da açık açık satıldık” Dağlıca baskınından sağ kurtulan er Demirkaya’nın anlattıkları Taraf’ın bugüne kadar yazdıklarını doğruluyor. ‘Helikopter geç geldi. Silahlar bozuktu. Yardım göndermediler’
    Dağlıca baskınındaki ihmaller başta olmak üzere perde arkasında yaşananları anlattığımız dizimizin son bölümünde, baskında sağ kurtulan bir erin ses kaydına yer vereceğiz. Er Levent Demirkaya’nın baskınla ilgili anlattıkları Taraf’ın bu güne kadar yazdığı tüm ihmalleri doğruluyor. Kayıt çok uzun olduğu için küçük bir bölümünü yayımlıyoruz. İşte o gün yaşananlar.

    “Akşam saatlerinde saat 12’ten sora çatışma başladı. Keri ve meri bölgesinde. Çatışmadan önce Çağdaş Üsteğmenimiz “Arkadaşlar, sağda solda adamlar olabilir. Gündüzcüler uyumaya devam etsin ama silah hücum yeleğini giysin” dedi. Daha 1 dakika veya 30 saniye geçmemişti, çok yoğun bir şekilde bize ateş edilmeye başlandı.

    Çok hâkim noktalardan ateş ediyorlardı. Çevremizden de el bombası geliyor devamlı. Çadırın arkasına atladım. Ateş etmeye başladım. Emirsiz. Yarım saat kırk beş dakika kadar o şekil de çatıştık. Ondan sonra İşte Soner astsubayın vurulduğunu gördüm. Çok boğuk bir sesle, acayip bir ses tonuyla “Galiba vuruldum” dedi. Kulağımda hala. Sonra, önce silahı sonra kendi yuvarlandı yanıma geldi. Biz bir tane ateş ediyoruz, adamlar bize on tane ateş ediyor. Biz zaten üç tane roket yemişiz. Devamlı roket atıyorlar bize. El bombası, roket.

    Ondan sonra ben kafamı kaldırdım, yukardan bir tane adam “asker ağalar teslim olun” dedi. PKK’lı. Öbür tarafın ele geçirildiğini fark ettim. Çünkü “Bizi öldürmeyin, bizi de öldürmeyin” diye sesler geliyordu.

    Bize “teslim ol” dediler. PKK’lı adam bayrağı kaldırdı, fırlattı. Biz de ona ateş ettik. Bir arkadaşım artık şehit mi ettiler bilmiyorum “sen ne zaman Türk askerinin teslim olduğunu gördün” dedi. Ondan sonra sesi soluğu kesildi. Kimdi bilmiyorum. Ondan sonra Lokmanla iki arkadaşımız “biz buraya çatışmaya geldik” dedi ve peşlerine doğru gitti. Şehit oldular.

    Komutansız savaştık
    Biz iki saat kimseden emir almadık. Komutan yoktu çünkü. Üç tane asker yaralı komutanın başında bekledi. Ortada devamlı roket yediler, bomba yediler. O yaralı komutanı 3’ü kurtardı. Allah mermi değdirmiyor mu? Değdirmiyor. Açıkta böyle. Bir tane mermi gelmedi adamlara. Gelmeyince gelmiyor.

    Helikopter çatışmadan beş saat sonra geldi. Öbür tarafın hepsinin çöktüğünü biliyorum. Çünkü oradan ses kesildi. Sadece bize çalışıyor adamlar. Helikopterler çok geç kaldılar. Biz çatışıyoruz, 56 kişiyiz. Adamlar 300 kişi. Her yerden ateş ediyorlar. Büyük ağır dokça silahlar kurmuşlar. Beş saat gelmeyen helikopterin sesini duyan adamlar ‘JÖH’ler geliyor’ deyip kaçmaya başladı.

    Alay komutanımız PKK’lıları megafonla tahrik ederdi
    Bir de bizim alay komutanımızın onları çok tahrik ediyordu. Bir kaset var, devamlı dağın tepesinde kasetini dinletiyor. “Siz bize ne yapabildiniz bu güne kadar? Attığınız hangi mermi bize geldi? Hangimizi öldürdünüz? Biz sizi öldürürüz, siz bize hiçbir şey yapamazsınız.”

    Çatışma saatlerce sürdü. Çağdaş Üsteğmen “10 taneye yakın şehidimiz var çocuklar, dikkatli olun” dedi. Sağa sola yayıldı 5 -6 arkadaşımız. Ondan sonra şehitleri bulduk. Ben üç dört tanesini bulunca dayanamadım artık. Ben dedim aramayacağım.

    Mühimmatlarını (PKK’lıların) bulduk. Mühimmatlarını buluyoruz adamlar yok. Ben deliriyorum. ‘Ya ben kaç tane ateş ettim’ diyorum. ‘Dün adamlar önüme diziliydi’ diyorum. Arkadaşım diyor ki “Ben iki kişiyi burada öldürdüm Levent.” Silahı var, kendisi yok.

    Helikopter geldi. Dağılmadılar. Adamlar hala dağlarda bekliyor. Kobraya karşılık veriyorlar. F-16’ya karşılık veriyor. Ondan sonra saat sekize doğru, JÖH tim geldi. İlk timi çok kolay indirdik. Üçüncü indirmede son inene mermi sekti, kafasına geldi. Ondan sonra Çağdaş Üsteğmen’e bağırdı yukardan bizimkilerden birisi. Çağdaş Üsteğmenimiz ateşlerin içine girmek istedi. Bizde koşuyoruz yani ateşe koşuyoruz. Adamı alacağız ama ölmek için alacağız. Adamı işte zor bela çektik oradan.

    [b]Helikopterler bir türlü gelmiyor
    Bekliyorum ben böyle. Adamın başında. Ya kısmetsizlik. Saat sekiz helikopter istiyoruz, helikopterler gitti gelmiyor, gece 12 ye kadar. 12’de düşen havan bu sefer adamın ayağına düştü. Aynı adamın ayağına düştü. Ayağı sallanmaya başladı. Saat oldu 10, yine helikopter gelmiyor. Artık ben çıldırdım. Kafayı yiyorum. Ben Allah’a yalvarıyorum. Bir kişi daha olmasın, bu da şehit olmasın.
    Yemek için tüp getirmiştik. Tüpü attırıyorum. Tüpün yanına el bombası düşüyor. O tüpü attırmasam, belki 10 kişi aynı yerde öleceğiz. Yani öyle şeyler. Çatışma hala sürüyor ama bekle bekle bekle bekle. Çatışma sırasında bazen ben bırakıp gitmek zorunda kalıyorum. Ateş ediyorum sağa sola. Adamlar aç. Zaten 72 saattir uyumamışız. Helikopter gelmiyor.

    [b]Bozuk silahlar bizde yenileri depoda
    Onların silahları çok kuvvetli. Bizde de var. Bizimki de kuvvetli ama adamlar nerde bozuk silah var, kusura bakmayın devlet bize vermiş. Nerde lanet makine var, bizde. Hiç biri çalışmadı. O silahların hiç biri çalışmadı. Bizim kayıplarımız bu yüzden. Benim elim armut toplamıyor. Ben aslanlar gibi, beni esir alan adama karşılık verdim. Ama arkadaşlarımın hiç birinin silahı çalışmadı. Çalışmıyor ya. Büyük bir ihtimal. Ondan sonra depolardan bir silah, bir silah. Kanaslar manaslar çıktı. Tı tı tı tı tı. Böyle tarıyor, ateş ediyor. Ses yok silahta. Sonradan çıktı. İki timimiz, 40 tane bixi çıkmış. Gıcır gıcır. Sonradan çıkıyor. Mg3’ler çıkıyor. Olay yerinde var ama askerde yok. Yatıyor orada. Depolar dolu. Görüntü işte. Ben derdim hep komutana depoyu düzeltirken. ‘Komutanım bunu niye vermiyorsunuz, şunu niye vermiyorsunuz, bunu niye vermiyorsunuz?’ Yasak derdi.

    [b]Şehitlerin kollarını kırmışlar
    Tabur sabah sekiz de vuruluyor, Gece 10’ da helikopter yolluyorlar. Ya böyle bir şey görmedim. Saat 8’i sekiz geçe oraya helikopter gelmesi gerekiyor. Sekiz dakikada Yüksekova’dan, 15 dakika Hakkari’den geliyor.

    Şehitlere tören düzenlendi. Elbiselerini falan gördüm. Aralarına girdim, kimlik aradım. Yani isimlik. Birde o. ç..., PKK’lılar sırf iz olsun diye şehitlerin sağ kollarını kırmışlar. Moralim bir bozuldu. Belki ömrüm boyunca unutamayacağım tek şey budur.

    [b]Yardım göndermediler
    Eksiklikler şöyle. Şimdi çatışmaya girdik saat 12 de. Saat sekiz de, sekiz dakikada helikopter geliyor. 12 de çatışmaya girsek, 12 buçuk ta Skorsky, kobralar gelseydi olay daha farklı olurdu. Şehit sayımız az olurdu. İçimize girip adam alamazlardı. Ondan sonra özel JÖH’lerden duyuyorum ben. Adam diyor ki “Saat 12 buçukta hazırdık ama bizi olay yerine atmadılar” diyor adam. “Biz çok gelmek istedik.” Adamlar çok gelmek istemiş, yalvarmışlar, adamları atmamışlar olay yerine. Bizi yalnız bırakmışlar. Yani biz orada çatışmışız beş saat. Mühimmatımız bitmiş, silahımız bitmiş, paramparça olmuşuz.

    Ama beşte geldi helikopter. Kobra helikopteri bana diyor ki “Bana ateş ediyorlar.” Bu çatışma. Adam sana ateş edecek. Kobraya ateş ediyormuş. Mantıklı bir şey mi? Diyor ki bana ateş ediyor. Ya sen iyi misin dedim. Ateş edecek senin söylediğin laf mı? “İnersem (lap lap böyle yaptı) beni vuracaktı” diyor. Çatışmanın ortasındasın gerekirse vurulacaksın ya. Ben de vurulacağım. 12 kişi vuruldu şehit oldu. Bunun açıklamasını yap dedim bana.

    [b]Bugün göstermelik faaliyet yapıyorlar
    Şimdi günde 25 helikopter faaliyeti var. Niye önceden yoktu? Niye şimdi var? İşte bunlar aklında kalıyor adamın. Adam beşten önce gelebilirmiş. Niye beşte geldi? Sekiz’den önce gelebilirmiş. Niye sekiz de geldi? İşte kızdığım nokta.

    Taburdan gelme yok. Köprüyü patlatmışlar, sonra bir tim aldık biz. İkide filan. O adam vurulduktan sonra. Çatışarak, çatışarak timi çıkardık yukarı. Bir timimiz geldi o şekilde. 25 kişilik. İnsan taburdan sürüne sürüne gelir yardıma.

    [b]Teröristlerin hazırlık yaptığını görüyorduk ama komutanlar tedbir almadı.
    Sağımızdan geçiyorlar solumuzdan geçiyorlar. (PKK’lılar) Bırakın geçsinler. Çatışmadan önce adamlara diyoruz ki iki tane katır iki tane adam buzul dağına gidiyor. Bir kobrayla vuralım, gelsin. Gelmeeezzz. Devletin parası az. Tabur komutanına aynen söyledim. Beşer milyon bu devlet para verecek kadar bu devlette adam yoksa, çıkarıp vermezse, ben toplarım dedim.

    [b]Katırları önceden görmüştük
    Ondan sonra işte dokuz katır gördük. Onlar uzaktan gidiyor. Bu sefer emniyeti almışlar. Atıyoruz vuramıyoruz. Atıyoruz vuramıyoruz. Adamlar gidiyor diyoruz. Komutan tamam diyor. ‘Ben uzmana söylüyorum, uzman gidiyor oradaki üsteğmene, üsteğmen gidiyor aşağıdaki yüzbaşıya, yüzbaşı tabur komutanına, tabur komutanı Yüksekova’ya, Yüksekova da gidiyor tugay komutanlığına, tugay komutanlığından gidiyor 2. Ordu Komutanı’na, oradan Ankara‘ya gidene kadar adam arkamızı dolaşıyor, bizim etrafımızı sarıyor. 12 tane şehit verdik. Niye? Hiç yoktan 20 yaşında adam öldü.
    Adamların Cudi kampı önümüzde. Adamın mağaradan çıktığını görüyoruz. Bunu bildiriyoruz. Kale almıyorlar. Komutana ‘PKK’lılar karşımda, mağarada’ diyorum. Telsizle bildiriyorum. “Bırakın geçsinler, orada otursunlar, yatsınlar, bir şey olmaz” diyor. Adam orda karşımda mağarada, sigara içiyor, bana el sallıyor. Ama adamın (komutanların) umurunda değil. Bırakmışlar, boşlamışlar orayı. Devletin politikası bu işte.

    Sonradan da ben iyi olmadım mı niye olmuyorsun sakin olmuyorsun diyor. Bana ‘git, gelme. Sana rapor verirler’ diyor. Sen bana bu saatten sonra 50 yıllık rapor yazsan ne olur. Benim ömrüm boyunca o 12 kişi aklımdan gitmeyecek. Beni satan devletle işim olmaz . Adamlar göz göre göre çıktı gitti. Açıkça söyleyeyim. Siz olsanız böyle bir devleti, böyle insanlar olsa bekler misiniz? Ne diyorum, üç kişi bir tane adamı kurtarmak için, yanından 3-5 saat ayrılmadı. Bir de devamlı küfreden adamdı yaa. Ama bırakabilir, gidebilirdi. Bırakmadılar.

    Şu anda gitmek istemiyorum. (Dağlıca’ya) Beni satan devletle orada işim olmaz benim. Diyorum ‘satıldık ya açık açık satıldık.’ Ben bunun aynısını söyledim. Böyle bir şey görmedim dedim. Ben milliyetçiyim kardeşim. Benim milliyetçiliğim stadın önüne gidene kadar değil. Her zaman, ben her zaman devletimi savunurum. Şu anda bile göreve hazırım ama orada değil. Orada bir takım işler dönüyor, karışık işler, karanlık işler. Ben de çözemiyorum. Adamlar oraya yeniden mühimmat yığıyor. Niye?

    Milletin gözünü boyamak için mühimmat yığıyor. Diyarbakır’dan mühimmat getiriyor. Bugüne kadar Hakkâri’de mühimmat mı yoktu? Ya orası acayip bir yer.
    [/b]
    [/b][/b][/b][/b][/b][/b]
    Bu yazıyı burda paylaş : Excite BookmarksDiggRedditDel.icio.usGoogleLiveSlashdotNetscapeTechnoratiStumbleUponNewsvineFurlYahooSmarking


      Forum Saati Cuma Kas. 24, 2017 12:14 am