TURKUAZ

FORUMDAN DAHA İYİ YARARLANMAK İÇİN ÜYE OLUN LÜTFEN!!!

...::: TURKUAZ YÖNETİM :::...
TURKUAZ

Türkiye'nin Paylaşım Merkezi


    Dağlıca gerçekleri - 2 -

    Paylaş
    avatar
    (psiko m@k)
    Site Kurucusu
    Site Kurucusu

    Erkek
    Kaplan
    Mesaj Sayısı : 1034
    Yaş : 31
    Nerden : KÜTAHYA
    Ruh Hali :
    Kayıt tarihi : 06/07/08
    231109

    ÖNEMLİ Dağlıca gerçekleri - 2 -

    Mesaj tarafından (psiko m@k)

    TARAF GAZETESİ YAZI DİZİSİ
    Asker, Dağlıca baskını sonrası Kuzey Irak’a girmek için harekete geçti. Kamuoyundaki tepkilerden etkilenen Erdoğan da operasyona sıcak bakıyordu. Ancak devreye giren MİT, ‘Türk-Kürt savaşı çıkar’ diyerek Başbakanı vazgeçirdi.
    Harekâtı son anda MIT önledi
    Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından Çankaya’da 5 Eylül 2007 tarihinde ilk resepsiyonunu verdi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün vereceği ilk resepsiyona askerlerin katılıp katılmayacağı ise merak konusuydu. Çok geçmeden bu sorunun cevabı geldi. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt ve kuvvet komutanları, “Ordu komutanlıklarını ziyaret” edecekleri mazeretini bildirip, resepsiyona katılmayacaklarını Köşk’e bildirdi. Büyükanıt ve beraberindeki kuvvet komutanları Erzincan, Kayseri ve Malatya’da ordu komutanlıklarını denetleyeceklerdi.
    Kuvvet komutanlarının resepsiyona katılmayacaklarının ortaya çıkması üzerine bu kez gözler Çankaya’da Gül’ün vereceği resepsiyonda Genelkurmay’ı kimin temsil edeceğine çevrildi. Genelkurmay’ı temsilen Köşk’e ilginç bir isim çıktı. Abdullah Gül’ün bir dönem milletvekilliği yaptığı Refah Partisi’ni iktidardan uzaklaştırmak için Sincan’da tanklara yürüyüş emrini veren Erdal Ceylanoğlu Köşk’e çıkan isimdi. TSK, Kara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin Komutanı Orgeneral Ceylanoğlu’yla, Cumhurbaşkanı’na mesaj verdi. Komuta kademesinde Genelkurmay 2. Başkanı, Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı, Harp Akademileri Komutanı ve Donanma Komutanı Ceylanoğlu’nun üstünde yer alıyordu ve tüm bu isimler Ankara’da görevlerinin başındaydı. Genelkurmay Başkanlığı Köşk’e Sincan’la ismi bütünleşen bir ismi göndererek Köşk’e mesajını sunmuş ve Erzincan yolunu tutmuştu.

    Kara harekatı Malatya’da alındı
    Genelkurmay Başkanlığı tezkere henüz Meclis’e gelmeden aylar önce Kuzey Irak’a yapılacak kara harekatı planlarını işte bu yolculukta yaptı. 5 Eylül 2007 tarihinde Erzincan, Kayseri ve Malatya’da ordu komutanlıklarını ziyaret eden komutanlar, Kuzey Irak’a girilmesi kararını Malatya’da 6 Eylül 2007’de aldı. Cumhurbaşkanı’na verilen mesajın ardından, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ve beraberindeki kuvvet komutanları Erzincan’daki incelemelerini tamamlayıp, 5 Eylül günü buradan Malatya’ya geçti. Genelkurmay Başkanı Büyükanıt, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Metin Ataç, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aydoğan Babaoğlu ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Işık Koşaner,
    2. Ordu Komutanlığı’nı ziyaret ettiler. 2. Ordu Komutanı Orgeneral Hasan Iğsız ile görüşen komutanlar, denetlemelerin ardından da akşam saatlerinde sınır ötesi operasyonları görüşmek üzere toplantı yaptılar.
    Toplantıda Büyükanıt, Kuzey Irak’a kesinlikle girileceğini belirtti. Toplantıda, Kuzey Irak’a hangi noktalardan, kaç kişiyle girileceği ayrıntılı olarak ele alındı. 2. Ordu Komutanı Orgeneral Hasan Iğsız’a çalışmalara başlaması talimatı verildi. Türk Silahlı Kuvvetleri Irak’a Iğsız komutasındaki 2. Ordu Komutanlığı’nca girecek, diğer ordu komutanlıkları da kendisine destek verecekti.
    Toplantının ardından Büyükanıt ve beraberindekiler Ankara’ya dönerken, Iğsız çalışmalara başladı. Ankara’dan gelen raporlarla tüm hedefler tek tek belirlenip buna göre bir harekat planı hazırlandı.
    TSK, 2. Ordu Komutanlığı komutasında hazırlıklarını tamamlamış, sınırötesi operasyon yetkisi veren tezkereyi beklemeye başlamıştı. Türk Silahlı Kuvvetleri’ne, PKK’ya karşı sınırötesi operasyon yetkisi veren tezkere ise Malatya’daki toplantıdan 40 gün sonra 15 Ekim 2007’de Bakanlar Kurulu’nda imzalandı. Ardından da tezkere TBMM Başkanlığı’na sunuldu.
    Bakanlar Kurulu’nun imzaladığı tezkere iki gün sonra Meclis gündemine geldi. 17 Ekim 2007’de Sınırötesi harekat için Başbakanlık tarafından hazırlanan bir yıl süreli tezkere TBMM Genel Kurulu’nda 507 kabul, 19 ret oyu ile kabul edildi.
    Tezkerenin TBMM’de görüşüldüğü sırada ABD Başkanı Bush, “Kuzey Irak’a operasyon Türkiye’nin çıkarına değil” açıklamasında bulunup, Türkiye’ye “Sınırı ötesine geçme” uyarısı yaptı.
    Beyaz Saray’da basın toplantısı düzenleyen Bush, ABD Kongresi’nden Ermeni tasarısını gündeme getirmemelerini istedi ve şöyle konuştu: “Türkiye’ye açıkça söylüyoruz ki Irak’a daha fazla asker göndermeleri çıkarları açısından iyi olmayacaktır. Bölgede zaten bir kısım askerler bulunduruyorlar. Sorunun çözülebilmesi için, Türklerin de bu ülkeye yığınla asker göndermesinden daha iyi yollar var.”

    Başbakan ilk günlerde Irak’a girme fikrine sıcak bakıyordu
    Tezkerenin kabul edilmesi ve Bush’un açıklamalarından dört gün sonra ise Türkiye güne Dağlıca Taburu’na yapılan baskınla uyandı. 12 askerin şehit olduğu, sekiz askerin kaçırıldığı bilgisi Türkiye’yi ayağı kaldırmış, her yerde protesto eylemleri yapılmaya başlanmıştı. Medyanın biran önce Kuzey Irak’ı işgal edilmesi yönündeki haberleri ise AK Parti cephesinde kafaları karıştırmaya başlamıştı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, baskının yapıldığı ilk günlerde medya ve sokaktaki hareketlerden etkilenmiş, Kuzey Irak’a girme fikrine sıcak bakmaya başlamıştı. Tezkerenin hayata geçirilebileceği fikrini kurmaylarıyla tartışıyordu.
    Başbakan aynı günlerde MİT Başkanı Emre Taner’le de görüştü. Taner, Başbakan ile yapacağı görüşmeye elinde bir dosyayla geldi. Dosyada Kuzey Irak’a girilmesi halinde nelerle karşılaşılacağını içeren istihbari bilgiler vardı. MİT’in raporuna göre K. Irak’a yapılacak bir kara harekatı Irak ve Türkiye’yi karşı karşıya getirebilirdi. K. Irak’a girmek savaş çıkmasını göze almak demekti. MİT’in Erdoğan’a sunduğu rapora göre PKK’yla mücadelede farklı bir yol izlenmesi mümkündü. Bölgedeki yetkililerle yapılan temaslar yoğunlaştırılabilir, PKK demokratik açılımlarla tasfiye edilebilirdi. Bunun için yol haritası da belirlenmişti. Bu belirlenen yol haritası da Başbakan Erdoğan’a sunuldu.

    Baskında başka planlar var
    Başbakan Erdoğan’a aynı günlerde farklı kanallardan istihbarat bilgileri de geliyordu. Gelen en ilginç bilgilerden biri Dağlıca Baskı’nın önceden bilindiği ama hiçbir önlemin alınmadığı yönündeydi. İddiaya göre Dağlıca saldırısı bir planın parçasıydı ve baskından sonra iki ülke savaşa sokulmak isteniyordu. Türkiye’nin Irak’a girmesi intihar anlamına gelecekti ve Amerika’daki bazı şahinlerle Türkiye’de ilişkide oldukları bazı “derin yapılar” bu planı hazırlamışlardı.
    Başbakana gelen istihbarat bilgileri arasında önemli bir ayrıntı daha vardı. Ergenekon olarak adlandırılan yapı içerisinde bulunan bazı kişilerin Kuzey Irak’a girilmesi halinde gelecek her şehit cenazesinin ardından yapacakları gösterilerle hükümet zor durumda bırakılacak faaliyet içerisinde olduklarıydı. Bu kişilerin nihai hedefinin de hükümeti iktidardan uzaklaştırmak olduğu da iddia ediliyordu.
    Başbakanlığa gelen bir diğer bilgi de Genelkurmay Başkanlığı’yla istihbarat paylaşımı yapan ABD’nin Ankara’daki ofisinin, Dağlıca baskınıyla ilgili bazı bilgileri baskından saatler sonra Genelkurmay Başkanlığı GES Komutanlığı’na ilettiği iddiasıydı. İddiaya göre Genelkurmay Başkanlığı Karargahı’na çok yakın olan bu birim, istihbarat bilgilerini filtrelemiş, baskından yaklaşık dört saat sonra ilk bilgileri Genelkurmay Başkanlığı GES komutanlığına iletmişti. Konuyla ilgili raporlar da Başbakanlığa ulaştırılmıştı.
    Başbakan MİT başta olmak üzere istihbarat birimlerinden aldığı bu raporları değerlendirdikten sonra 5 Kasım 2007 tarihinde Bush’la yapacağı toplantı sonucu nihai kararını vereceğini yakın çevresine açıkladı. Raporları da beraberinde alıp Amerika’ya gitti. Amerika yolunda Başbakan Erdoğan’ın, Bush’tan PKK’nın Kuzey Irak’taki kamplarının dağıtılmasını, elebaşlarının yakalanmasını, örgüte lojistik desteğin kesilmesini ve anlık istihbaratın paylaşılmasını isteyeceği konuşuluyordu.
    Bush’la 5 Kasım 2007 günü yapılan görüşme sonrası her iki ülke arasında “Anlık istihbarat paylaşımı” kararı alındığı açıklandı. Bush, Türkiye’ye, “Kuzey Irak’a girmeyin ancak terörle mücadele önemli olan istihbarattır. İstihbaratı paylaşalım yani teröristler sizin sınırınıza yaklaşmadan biz istihbarat verelim anında vurulsun” dedi.
    Yapılan anlaşmaya göre Türkiye’yle istihbarat paylaşımı yapılacak, Genelkurmay’daki ikinci komutanların arasında bir mekanizma kurulacaktı. Bu doğrultuda ABD Genelkurmay Kurmay Başkanı Yardımcısı Cartwright, Türk Genelkurmay 2. Başkanı Ergin Saygun ve Irak Koalisyon Güçleri Komutanı Petraeus ortak çalışacaktı.
    İki lider görüşmenin ardından basının karşısına çıktı. Başbakan Erdoğan’ın yüzündeki rahatlık dikkatlerden kaçmıyordu. ABD Başkanı Bush, PKK’nın Amerika, Türkiye ve Irak’ın ortak düşmanı olduğunu söyledi ve şu açıklamayı yaptı: “Daha iyi istihbarat paylaşımını görüştük. Katilleri yakalamak için daha iyi bilgiye ihtiyacımız var. Bu anlamda üçlü bir mekanizmadan bahsettik. Ordularımızın en üstteki ikinci yetkililerinin irtibat kurabilmelerini konuştuk. Sayın Başbakana çok net bir şekilde şunu ifade ettim. Bu sorunun çözülmesi için kararlı olduğumuzu söyledim.”

    İstihbarat paylaşımı yapılacak
    Başbakan Erdoğan ise Stratejik ortaklar olarak dünyada terörizme karşı ortak bir mücadelemiz var. Bunun sonucu olarak Kuzey Irak’ta konuşlanmış terör örgütü için ne yapabiliriz bunu görüştük. İstihbarat paylaşımına öncelik veriyoruz. Terörist liderleri ve kamplarının ortadan kaldırılması için temenni ediyorum ki bu çalışmalar en kısa zamanda sonuçlanacaktır. Çünkü Irak’ın ve Kuzey Irak’ın istikrarı bizim için önemlidir.”
    Yapılan görüşme sonucu varılan “Anlık istihbarat paylaşımı” anlaşmasıyla Türkiye, kara harekâtından vazgeçti. Öncelikli hava harekatına verilecek, nokta hedef tespit edildikten sonra kamplar uçaklarla vurulduktan sora imha edilecekti.
    Yapılan anlaşma neticesinde 25 Aralık 2007 günü “Anlık istihbarat paylaşımıyla” ilgili ilk operasyon da Kuzey Irak’taki PKK kamplarına yapıldı. Genelkurmay Başkanlığı F-16’ların vurduğu Kandil görüntülerini basına dağıttı. Nokta hedef tespiti yapılan kampların, bombalarla vurulduğu görüntüleri tüm Türkiye’de olduğu gibi dünyada da yankılandı.

    Bu yazıyı burda paylaş : diggdeliciousredditstumbleuponslashdotyahoogooglelive


      Forum Saati Ptsi Ara. 18, 2017 10:59 am